KORUYUCU

1. Bir şeyi dış etkilerden koruyan şey için kullanılır.

2. Bir ‘kimseyi koruyan, kayıran, gözeten kimse için kullanılır; hami: Her çocuğun bir koruyucuya ihtiyacı var.

-Bes. san. Koruyucu madde, maddelerin bozulmasını önlemek için kullanılan katkı.

-Bot. Koruyucu doku, bitkinin buharlaşmaya, dona, vb. karşı korunmasını sağlayan yüzeysel doku. 

–Fizs. kim. Koruyucu kolloit, kolloidal bir asıltıya katıldığında bu asıltının tortulaşmaya karşı kararlılığını artıran susever kolloit. (Koruyucu kolloit olarak proteinler, arapzamki vb. kullanılır.)

-Foto. Sürtünme ve çizilmelere karşı, duyarlı yüzeylere sürülen jelatin ya da başka geçirgen bir maddeden yapılmış katman için kullanılır.

–Isibil. Su düzeyi göstergesi koruyucusu, bir kazanın su düzeyi göstergesi borusunu, su düzeyini gözlemeye olanak sağlayacak ve boru kırıldığında cam parçalarının çevreye fırlamasını önleyecek biçimde çevreleyen zarf. -İnş. Bir pencereye, bir kapıya eklenen koruma düzeneği.

-Kad. hast. Periyodik olarak gebelikten korunmak için kullanılan çeşitli madde ve yöntemleri kapsayan genel terim.

-Kozmet. Cildi, güneş ışınlarına ya da soğuğa karşı koruyan bir güzellik ürünü için kullanılır. || Koruyucu madde, bakterileri öldürmeden çoğalmasını önleyebilen (bakteriyostatik) ya da bakteri ve mantar öldürücü özellikler taşıyan ve bu nedenle çeşitli kozmetik ürünlerinin bileşimine katılan kimyasal madde. (Bu maddeler, kozmetik ürünü kullanan kimselerde, hem enfeksiyonlu yaralara neden olan, hem de ürünlerin yapısını bozan bakteri ya da mantarların çoğalarak yayılmasını önler.)

-Kuyuc. Koruyucu halka, bir kuyu açma çubuğunun üzerine geçirilen ve kuyu çe perine sürtünen çubuğun aşınmasını önlemeye yarayan kauçuk halka. (Eşanl. PROTEKTÖR.) -Oto. ve Bisikç. Koruyucu kılıf, içinden fren kumanda kablosu geçen, genellikle boru biçiminde kılıf. | Koruyucu toz lastiği, eklemli bir birleştirmeyi, bir kolu ya da eskiden bir askı donanımı yayını koruyan kılıf.

-Siber. Örneklenmiş bir sistemde, son örneğin değerini bir sonraki örneğe kadar koruyan düzenek. Koruyucu ayarlama, yönerge değerlerini gerek ani olarak, gerekse zamana bağlı olarak az değiştirerek tedirginlik doğuran büyüklüklerin etkisini azaltmaya dayanan ayarlama. -Spor. Karin ve karnın alt bölümünü koruyan kemer. Kimi dövüş sporlarında, bu arada boksta takılması zorunludur. Eskrimde, silahın eli koruyan, yuvarlak, madeni bölümü.

-Şarapç. Koruyucu kaplama, küvlerin şıra ya da şaraptaki asitlerden etkilenmemesi için yapılan işlem. (Küvler ya tartarik asit çözeltisi ya da şaraba yabancı bir tat vermeyen yapışkan besin maddeleri sıvaştırılarak kaplanır. Yeni fıçılardaki ağaç tadını gidermek için koruyucu kaplama işlemi, kimi ülkelerde fıçıların iç yüzü yakılarak, Türkiye’de buhardan geçirilerek yerine getirilir. -Tar. İngiltere ve İskoçya’da XV. yy’den XVII. yy’a kadar naibe verilen unvan. (Bu unvan 1653 Anayasası ile Cromwell’e verilmiştir.) Napolyon I 1806’dan 1813’e kadar Ren konfederasyonu koruyucusu unvanını taşımıştır. -Uluslarar. ikt. Koruyucu haklar, koruyucu sistem, yabancı malların girişine yasaklar, kontenjanlar, vergiler koyarak ulusal sanayiyi destekleyen haklar, sistem.

a. Muhafız.

-ANSİKL. Bot. Bitkilerde koruyucu doku üstderidir. Üstderi çoğunlukla kalınlaşmış. tor ve bir mum tabakasıyla kaplıdır; ayrıca türlere ve iklimlere göre az ya da çok kalın olmak üzere mantarla da kaplı olabilir Çiçeklerdeki iki kılıf (çanak, taç) üreme organlarını koruduğu gibi tomurcukların pulları da bunları kötü mevsimde korumaya yarar.

-İnş. Kapılar ve pencereler başlı başına birer koruyucu sayılsalar da, bu sözcük, bir yandan mahremiyeti sağlayan ve ya pi içine girilmesini önleyen, Öte yandan ışık girişini kısmen ya da tümüyle engelleyen panjurları, storları, kepenkleri, eklemli parmaklıkları belirtmektedir.