ZAAF

1. Bir kimseye, bir şeye olan düşkünlük; onlara karşı aşırı bağliliktan doğan istenç zayıflığı, o kimseye, o şeye karşı koyamama: Büyük oğluna büyük bir zaafı vardı. Ona olan zaafından yararlanıp sana her istediğini yaptırıyor. İçkiye olan zaatı yıkımına yol açtı.

-2. Bir kimsenin karşı koyamadığı, istencini kullanamadığı şey; zayıf nokta: Bir kimsenin zaaflarını bilmek. -Esk. Zayıflık. || Zaf-i basar, göz zayıflığı. Zaf- piri, ihtiyarlıktan ileri gelen halsizlik. -Ed. Zaf-, telif, bir yazının kompozisyon açısından kusurlu olması; düşüncelerin, belli bir mantıksal sıra gözetilmeden sıralanması (takdim ve tehir), söylenmesi gerekenin söylenmemesi (hifz), söylenmemesi gerekenin ise söylenmesi (zikr).